Akdeniz Sözlük – E Akdeniz
şu anki yönetimi fotoğraf bölümü öğrencilerinin ağırlığında olsa da katılımı bütün üniversite öğrencilerine açık olan, hatta bu yıl 1100'den fazla katılımla üniversitenin en büyük beş öğrenci oluşumundan biri olan topluluk.
2004'te kurulan, ancak yönetimde halen söz sahibi olan 2010'larda okumuş mezunlarının aşırı tutucu hegemonyası yüzünden yerlerde sürünen topluluk.

sürünmeseydi; müzik toplulukları birliği gibi naylon bir oluşum ile birleşmesine gerek olmaz, yönetimde kalmayı direten mezunların ottan boktan nedenlerle şutladıkları kişilerin (şahsım dahil) nefretini kazanmazdı.
nasıl seviyesiz bir sohbet nasıl. yer yer rencide edici yer yer mide bulandırıcı. bir çift muhabbet kuşu ötüşse de keşke onları izlese beyaz futbol izleyeceğine.

başka dijital mecralarda (bkz:beyaz futbol izlemeyen erkek) başlığı altındaki içerikleri ağzım açık okudum.

ay izlemesindir ya lütfen.
kutlu eğitim öğretim yılı bu yıl. üniversiteye 10 yıl önce başlamış olmak bile neyse daha fazla devam edemeyeceğim
sözlük :) bugün iyi gününüzdesiniz , çünkü içimdeki yazma isteği bitmek bilmiyor. yazdıklarımı iyi okuyun , güzel niyetlerle yazıyorum. bulaşıcı olma ihtimali çok yüksek :)

gelelim konumuza ; aşk nedir ?

aşk biriyle aynı yatakta uyurken nefesin ona kokmasın diye nefesini bile tutmaktır. evet gayet doğru okudunuz. nefesini bile tutmaktır. tabi aşık olduğunuz kişi buna anlam veremeyebilir. gelelim esas konuya ; kimlere aşık olmalıyız ?

bilir kişi değilim elbette. ama şu hayatta hatrı sayılır kadar yaşadığıma/yaşattığıma inanıyorum. aşık olacağımız kişiyi doğru seçmeliyiz. hiç birimiz bataklıkta yüzmek istemeyiz. duru su isteriz . bazen dalgalı da olsa , o suyun durulacağını bilmek isteriz. heh tam olarak bu ; bataklıkta yüzmeye çalışıyorsanız daha fazla kulaç atmak sadece bedeninizi yorar. hatta bedeninizi yormakla kalmaz sizin daha da batmanıza sebep olur. bu sebeple öncelikle duru insanlara aşık olmalıyız. düz insanlara . söylediği bir cümlenin tek bir anlam taşıdığı insanları sevmeliyiz. ucu açık konuşmalardan kaçınmalıyız. herkes elindekini elinde tutmak ister. birinin elindeki asa olmaktansa o asada duran sihir olmayı tercih ettim hep. biri beni sallasın ve dilek tutsun dedim içimden.

yahu bu da ne megalomanmış diyebilirsiniz ama ne yazık ki öyle :) birinin hayatında başına gelebilecek en güzel şey olduğuma inandım her zaman. siz benim gibi yapmayın. :) kendi idealleriniz olsun. kara kaş kara göz dolu etrafta . olmadı antalya'ya taşınırız :) sizi hayatında başına gelen en güzel şey olduğunuza inandıran insanlara aşık olun hep . olmuyorsa da zorlayın. korkutmadan , incitmeden sevin. sevginiz kendi öz egonuzun üzerinde olsun. o zaman zaten aşkın ne olduğunu anlarsınız.

bazen sinirleneceksiniz. kızacaksınız. hayatınızdaki insanı bunu yansıtmak zorunda değilsiniz. gelecek ve geçecek bir duygu bu. buna inanın. kalacak olan duygu zaten en başından bağırır size ''i̇çi̇nden geldi̇ği̇ gi̇bi̇ davran '' di̇ye. si̇hi̇r aslinda tam olarak da bu. içinden geldiği gibi davranabileceğiniz insanlara aşık olun. sizi sorgulamasın. size anlam katsın. sizi yormasın , sizinle yoldaş olsun. eğer aşık olduğunuz kişi için aklınızda en ufak şüphe varsa duygularınızı yönetmeyi becerebilin. hak eden insan yormaz. zorlamaz. şüpheye düşürmez. şüphenin kendisi hiç olmaz.

aptal olmadığınızı kendinize her defasında hatırlatın. aşk satranç değildir. hayat satrançtır. hepimiz satranç oynamayı bilmeli ama piyon olduğumuzu düşünmemeliyiz .

sizi piyon yapan değil , sizinle şah mat olan hiç değil , sizinle eş olan insanlara aşık olun. herkes tahmin edebilir. tahmin etmek için aşık olmuyoruz. öyle olsa su doku çözeriz bütün gün. yani ben olsam öyle yapardım :)

dolayısıyla yine uzattım. uzun lafın kısası aşk ; satrancın her tahtasında duran çizgilerin içerisindeki küçük minik kovalent bağlardır. bunu bilmeniz için biyoloji profesörü olmanıza gerek yok. bir gün '' ben piyon değilim ve olmayacağım '' derseniz beni o gün anlarsınız.

aşk bir satranç tahtasında aynı anda iki veziri oynamaktır. istediğin yere git , nereye gidersen git , oyun hep devam etsin. aşk iki oyuncu arasında oynanan en stratejik oyundur. kazanma ya da bitirme gayesiyle oynamadığın sürece herkese zevk verir. kazanmak gibi motivasyonunuz varsa aşık olmayın . çünkü aşkta kazanan yoktur. ve oyun taraflardan biri vaz geçtiği zaman bitmez.

çok uzattım biliyorum . aşk sonsuzluktur diyebilir miyiz ?
bugüne kadar hep niyet okudum. ''o böyle oturdu ne demek istiyor ? '' , ''şu cümleyi kurarken bu tarafa baktı anlamı ne ? '' gibi gibi. en sonunda bir arkadaşım bana '' beden dilin ile cümlelerin birbirini tutmuyor'' deyince niyet okumayı bıraktım. çünkü en iyi ben bilebilirdim ne demek istediğimi. tam olarak arkadaşımın anlamadığı cümleyi kurmaya çalışmıştım. ama beden dilim kurduğum cümleden bambaşka tepki veriyormuş meğersem :) o gün anladım ki , benim okuduğum niyetlerde aslında bambaşka anlamlar taşıyor olabilirdi.

i̇nsanların söyledikleriyle beden dili birbiri tutmuyor olabilir. zihni çok canlıyken bedeni çok yorulmuş olabilir. herkes her şeyi direkt düz anlamıyla da kuruyor olabilir. niyet okumak hiç doğru değil bunu öğrendim. o yüzden hep açık iletişimi tercih ettim. olabilecek tüm ihtimallere karşı ''beden dilim farklı söylüyor olabilir ama asıl düşüncem bu '' demeyi öğrendim. kendimi ifade etmeyi öğrendim. sonucu ne olursa olsun , içimin en rahat ettiği an kendimi olduğu gibi ifade edebildiğim anlar oldu.

niyet okumayı birakıp açık iletişim kurmaya başladığım gün hayatta bir çok şeyin yoluna da girdiğini gözlemledim. önemli olan başkalarının niyetleri değilmiş , benim ne hissettiğim ne düşündüğüm ve ne yaşadığımmış. kendi başıma gelince anladım.

merak ettiğiniz her şeyi anında sorun. kafanızda kurmayın. misilleme yapmayın. dümdüz sorun. düz olun. hayat zaten yeterince komplike. bir de insan ilişkileriyle birbirimizi yormayalım değil mi ?
engin günaydın'ın çok sevdiğim bir sözü var ; "ilişkide insanlar birbirinin tatili olmalıdır. hayat zaten stresli, insanlar birbirinde dinlenebilmeli ama ülkemizde herkes birbirini daha çok strese sokuyor" demişti. i̇lişkiler hakkında duyduğum en iyi tespit buydu sanırım.

ben artık ilişki kurmaya çalışırken bile yoruluyorum. şu ruh ikizi zırvasının gerçek olduğuna inanmaya devam etmek istiyorum. biliyorum ki bir gün beni de yormayan , benimle dinlenen , içimden geleni çekinmeden dışa vurabileceğim biri gelecek. hayatın ilk iki dörtlüğünde rastlamadım bu duyguya. var olduğunu biliyorum sadece. nereden diye sormayın , onu bilmiyorum :)

birine inanmanın ne kadar zor olduğunu çok iyi öğrendim yaşadığım süre boyunca. güvenmek çok zor . hele ki zor bir hayatınız olduysa her şeye şüpheyle bakmanız çok normal . işte tam olarak da bundan bahsediyorum ;şüpheyle bakmayacağım o kişi , yanımda olduğu zaman belki bir gün çift olabilirim.

bir diğer sebebi de çok mekanikleştik. her şey ''kaydır/geç''. kimsenin kimseye tahammülü yok . kimse elindeki sevginin kıymetini bilmiyor. dünya çok küçüldü. herkes hep daha fazlasını bekliyor. çünkü biliyor ki ; muhakkak daha fazlası var. elindekiyle yetinmeyenin sonunu zaten hepimiz biliyoruz. hayatın mizah anlayışı bu yapacak bir şey yok. sen elindekinin kıymetini bileceksin ki sonsuz mutluluğu o zaman göreceksin . ama sola kaydırınca bir yenisi gelecek biliyoruz. olmadı premium üyelik alırız :)

işte bu yüzden yalnızım sözlük. ruhumun ikizinin benim sadece peri masalı kitaplarında yaşamadığımı fark etmesini bekliyorum. kim bilir ?
akdeniz üniversitesi için 2022 yılı üniversitenin ilk haftası 19 eylül itibariyle başlayacaktır.
genelde tanışma dersleri ile başlayan süreçte ders işlenmez, tabi hocadan hocaya bu durum farklılık gösterebilir. kampüsü keşfetmek, sınıf arkadaşlarınızla tanışmak için idealdir.