çayı ucuz ve güzel fakülte bir de oklun bütün çıkış kapılarından aynı mesafeye diye bir iddiaları var bunun YouTube da tartışılması lazım hatta video bile olabilir.
Mezun/mezun adayı dostlarımıza autstendin bilgiler vermek ve geleceğe ışık tutmak gayesiyle gelecekten geldiğim fakülte. Gelecekten gelip geleceğe ışık tutacağım ki bulunduğum s.kko gelecek görece karanlık bir geçmiş olarak evrenin zaman çizgisinde usulca durabilsin. Kuantum, momentum, çimentum ve filhakika batum'a selam çaktığımıza göre mevzunun özüne inebiliriz. İktisatçının kuantum bilgisini sorgulama gafletine düşmeyeceğinizi umut ediyorum. Aksi takdirde utanmak ve köşeme çekilmek zorunda kalabilirim.

Arkadaşlar, öncelikle bir mezun alınır. Bakın, bu kısım çok mühim. Mezunlarımızın alınması gerekir. İyice alınsınlar ki nasıl bir katakulli içerisinde bulunduklarını anlayabilsinler. Alınmayacaklar girinin son bölümünde yer alan, locke ve schumpeter'in üst üste resmedildiği, brücke ekspresyonizminin hakkını veren nü çalışmama göz atabilirler.

Şimdi, derin bir nefes alıyoruz ve şunu kendimize kabullendiriyoruz: "Ben ekonomi-politik düşünce donanımı, akademik kariyer yahut meslek bilgisi bağlamında toz zerresi kadar yetkinliğe sahip değilim."

Bunu kabul edince her şey o kadar kolaylaşıyor ki... Kabullenseniz de kabullenmeseniz de entelektüel donanım adına sahip olduğunuz her şey gerçeklik tarafından eninde sonunda yıkılıp yerine tasvip etmeseniz de geçerli veya zorunlu olduğunu gördüğünüz bambaşka şeyler ekleneceği için baştan balyozu elinize alıp "kendi evimi ancak kendim yıkarım!" nidalarıyla işin başına geçmeniz size hayli zaman kazandıracaktır. Tersi durumda, ağır çoğunluğu "abi denize yakın" argümanıyla yerleşen akdeniz üniversitesi öğrencilerinin işbu fakültedeki yine nicel çoğunluğa sahip temsilcilerine derste öğrendiğiniz iki gram bilgiyi kendiniz keşfetmişçesine satarak ego tatmimini sürdürecek ve üniversite bitene kadar kuru kuru kubara, cıvıl cıvıl kristale vururcasına boş ancak tavanda özgüveniniz ile arz-ı endam edeceksiniz.

Tamam tamam, biraz abarttığımı kabul ediyorum. Nihayetinde milyonda birlik istisnalar haricinde boş özgüven sahibi olmayan bir Türk genci düşünülemez. Dolayısıyla, ara öğün izni veriyorum. Dilerseniz bahsettiğim güruhun mensuplarına şöyle uzaktan bakışlarınızı devirerek bakıp "tamam, belki ben bir halt değilim ama bunlar da safi oksijen ve protein israfı be kardeşim!" diye hayıflanma vasıtasıyla özgüveninize küçük dokunuşlarda bulunabilirsiniz. Hepimiz biraz yavşağız arkadaşlar, elbette başkalarını gömeceğiz. Dünya bizim etrafımızda dönmeyip de o sınıf birincisi kaşarın etrafında mı dönecek yani? Öhöm, olgun kimliğime geri dönüyorum. Zaten bir halt da olamamış oh, canıma değsin! Pardon, vallahi bu sondu, diğer adımlara geçelim.

Fakültede size yardımcı olmak üzere görevlendirilmesine karşın tek yaptıkları hocanın ayak işlerini yapıp hocadan çok size hava atmak olan akademik zerzevatlar var ya, hah, onlara danışırsanız hayatınız kayar. Bir şey elde edemediğiniz gibi ilk yanlışınızda "e siz böyle demiştiniz hocam?" şeklindeki savunmanıza rağmen kendi yanlışı üzerine direterek hayatınızda hatalı adımlar atmanıza sebebiyet verecek bu şahıslara selam bile vermeyin. az sayıdaki düzgün/idealist asistanı bu sert kategorizasyondan tenzih ediyorum. Gel gelelim, onlar da hoca olana kadar gördükleri ağır mobbing yüzünden uzun dönemde ideallerini yavaş yavaş yitiriyorlar.

Kimden yardım alacaksınız, biliyor musunuz? Tabii ki girişimcilik-kariyer toplulukla... Ahahahahahahahahahahahahahahahahahah! Lan yemin ederim çok iyi espriydi bu. Direkt pas geçin. Konferansa dangalak dangalak adamlar çağırıp zengin piçlikleri yetmiyormuş gibi asıl finansman kaynaklarını saymadan anlattıkları yalan hikayeleri insanlara dinletmek iş hayatında başarı getirseydi benim bunca işsiz arkadaşım olmazdı. İspat isteyen dönem dönem bu grupların başkanlarını araştırsın, şimdi ne iş yaptıklarına bir göz atsın derim.

Antalya'da iş imkanı kısıtlı ve adam gibi bilgi alabileceğiniz tek yol, bu kodumun fakültesinden mezun olup iş sahibi olmuş/olabilmiş, hatta ve daha da iyisi deneyip iş sahibi olamamış tanıdıklara ulaşmak. "Ben kamuda çalışmam abi." ile başlayan woodstock 69 timsali söylemlerinizi de yutmanıza az kaldı, uyarayım. O kesin ifadeler kendilerini yavaşça "hangi kpss dershanesi daha iyi?" ya da "belediyede tanıdık var mı?" vb. suallere dönüştürecek.

Hepsinden önemlisi, kasıla kasıla konuşan denyolara "aynen karşim aynen" evasion hamlesiyle cevap verip saçmalıklarını dinlemeyin. Ellerine biraz para geçti diye hemen sizi küçümseme ve şov yapma derdine düşeceklerdir. Üç beş sene önce torpil bulayım diye sağa sola koşuşturdukları günleri hatırlamaktan acizdirler.

Şu kadar yazdığım şeyin özeti ne, biliyor musunuz? Eli çenesinde hayatı çözdüğünü zannedenlere değil, bu insanlara akıl danışın işte: #803

Çünkü ne diyor neyzen tevfik?

"...
geniştir, ölçülemez hayalin çölü;
karşımda her diri söylenen ölü,
çok güçtür geçmesi bu sakar gölü,
dümensiz gemiye binenler bilir."

(bkz: bilir)