zizek’in acı çeken tanrı kitabında çarpıcı bir pasaj okumuştum. modern süperego zevk almayı emreder diyordu. zevk almayı emretme cümlesinin kaynağını daha sonra lacan’ın yine/hala isimli seminerinin jouissance kavramını açıkladığı bölümde keşfettim. jouissance zevk almayı emreder diyordu. peki jouissance neyin nesidir? fransızca bir kelime olarak anlamı derin haz ya da haz dolu mutluluk gibi tercüme edilebilir.
lacan kendi psikanilitik teorisinde bu kelimeyi kavramsallaştırır, psikanalitik bir kavram olarak ise aslında hiç de zevk almak, arzulamak değildir.yine/hala seminerinde (kitaplaştırılmış) yazanlara göre, hak ile sorumluluk aynı şey değildir; zevk almakla zevk almak zorunda hissetmek farklıdır.bu sebeple jouissance aslında hazzın kendisi değil onun boşluğudur, negatiftir ve korkunç bir şekilde süper egonun parçasıdır. bizler onun boşluğunu, açlığını hissedebiliriz ancak, bu boşluk bizi onu neden hala doldurmadığımız için, ölümlü hayatımızda mutlu olmak için kaç günümüz kaldığı için ,acele etmemiz gerektiği için bir vicdan azabı gibi suçlar. ancak , dışardaki dünyadan neyi çekip alırsak alalım, içimizdeki boşluğu, negatif jouissance’i doldurmaya yetmez. çünkü bu boşluk kayıp nnesne a’nın (baş harfi büyük,sözlükde büyük harf olmadığı için iki nn kullanacağım) boşluğudur. nnesne a ise dili,dilin taşıdığı yasayı öğrenmeden önceki halimizde, dil tarafından bir özne olarak kendi bütünsel ruh halimizden yarılmadan önce hissettiğimiz pozitif jouissance’dır, anne kucağındaki bebeğin hissettiği tüm güçlü nirvana halidir. süperego asıl işlevi olarak, arzuyu bastırır ve yasaklar, negatif jouissance ise süperegonun çekinik bir özelliği olarak gizliden gizliye yaşarken olabildiğince zevk almayı fısıldar.
şimdi cinselliği günah ve tabu olarak görmekten çıkmaya başlamış seküler metropol toplumu için bu toplumun yasak ve emirlerinin yarattığı süperego hiç antika toplumunkiyle bir olur mu? modern süperego, çağın yarattığı bireyci ve hedonist ideolojiler ile birlikte, çok sert bir biçimde zevk almayı emreder, artık bireyin zihninde hazzı yasaklayacak bir norm kalmamıştır, tam aksine kişi kendisini içten gelen bir dürtünün etkisi altında değil dıştan gelen bir dayatmanın etkisi altında hisseder. belki de haz ve isteği meydana getiren şey aslında bastırmanın yarattığı gerilimdir, tıpkı bir yayın gerilmesi gibi tıpkı yer altındaki katmanların sıkışarak enerji biriktirip en sonunda volkan olarak patlaması gibi insan zihnindeki baskı ve yasaklama, dürtüsel enerjinin birikip isteğe dönüşmesinin koşuludur.işte bu yasak ortadan kalktığı zaman zavallı seküler insan için hiçbir cazibesi kalmamış, yavanlaşmış, olağanlaşmış cinsel eylemlerin bir ödev gibi yapılmak zorunda hissedilmesi, ruhsal bir bunalım meydana getirir. zizek’e göre özgürlüklerin en çok arttığı çağdaş devirde insanların kendi rızasıyla human pup gibi tuhaf kölelik fantezileri içine girmelerinin ve müdahale edilmeden bu şekilde yaşamak istemelerinin sebebi budur. insan psişesi inat bişey demekki