Cidden küçük çaplı kalp krizi geçirten bir durum.
Bununla eş değer geren bir başka durum ise sokaktan herhangi birinin “pardon birini arayabilir miyim? “ cümlesi. Yardım etmek istiyorsun ama ulan telefonu ya kapar giderse korkun geliyor. Ama yine de veriyorsun ve o ilk an ki gerilim üff. (Yaşadığım için korkuyorum cimri değilim (*) )
Çok doğaldır.
Kimseyi telaşlandırmamak için telefonunu istemem. Kimsenin telefonunu elime alıp şifresini sormam. "Bi uzat bakiiim ya nasılmış bu modeli?" demem. Biri bir şey göstermek için ekranı çevirdiğinde elime almam telefonu. "Şu numarayı çevirelim mi senden?" demem yani özeldir telefon.
Sinir oldum yine.
şahsım ile tezat bir etkileşime sahip eylem. ilişkim varken sevgilimin yahut arkadaşlarımın telefonumu istemeleri hiçbir telaşa yol açmazken ilişkim bitip de zırtlanlar, çakallar, it kopuklar, tavşanlar, kertenkeleler, çok affedersiniz kelebekler gibi flörtleşme dönemine geçtiğim vakitlerde arkadaşlarım arada video göstermek için vs. telefonu istediklerinde çok çekiniyorum. "eheheh, kim lan bu?", "bu ne lan, cinsiyeti ne bunun?", "ooo kanka, iyi geceler diyor, uuuuu, hayırlı işler, keh keh keh!" gibi ağır, kırıcı, yine çok affedersiniz ama yağuşak yağuşak beyanatlarda bulunacaklar diye ödüm patlıyor. aslında böyle şeyler diyecek insanlar da değiller ama çekiniyor işte insan. zaten bugüne kadar ne emanet araba/kitap ne de yapısı gereği mahrem bilgiler ihtiva eden telefon, çanta vs. almaktan/vermekten hazzetmişimdir.

yapmayın arkadaşlar, bırakın da ifşasızca icra edelim türlü şerefsizliklerimizi.